top of page

D7 vizesi süreci: Hayaller kadar beklemeyi de göze almak...

  • Writer: Çağdaş Ulukan
    Çağdaş Ulukan
  • Jun 27
  • 2 min read

Portekiz’e taşınma kararını verdiğimizde en heyecanlı kısım hayal kurmaktı. Ama kimse size bu yolculuğun bir de “bekleme” kısmı olduğundan bahsetmiyor. Açıkçası biz de bilmiyorduk.


D7 oturum vizesi sürecine başladığımızda içimizde büyük bir heyecan vardı. “Tamam” dedik. Araştırdık. Hazırlandık. Belgelerimizi topladık. Bir de işi bilen biriyle ilerlemek için bir avukatla çalışmaya karar verdik. Çünkü sonuçta bu, hayatımızı değiştirecek bir süreçti ve her şeyi doğru yapmak istiyorduk. Ama işte asıl macera burada başladı. 🙂 Kağıt üzerinde birkaç adım gibi görünen şey, gerçek hayatta bazen hiç bitmeyen bir maratona dönüşebiliyormuş. Belgeler, onaylar, beklemeler, istenen evraklar… Bazen bir şeyin sonucunu beklerken günler değil, sanki aylar geçiyordu. Telefonu kontrol etme hızımızı anlatamam. Mail geldi mi? Bir gelişme var mı? Bir cevap var mı? O dönem telefonumuzla aramızda duygusal bir bağ oluşmuş olabilir. 🙂


Ama işin zor tarafı sadece beklemek değildi. Bazen karşınızda net bir muhatap bulamamak, sürecin nerede olduğunu tam bilememek insanı çok yoruyor. Avukatla çalışmamıza rağmen bazı konularda yine kendimiz araştırmak, takip etmek, uğraşmak zorunda kaldık. Çünkü bu süreçte şunu anladık: Bir başvuru yapmak başka, o başvurunun sonucunu beklemek bambaşka bir şey.


Ve beklemek gerçekten insan psikolojisini zorlayan bir şey. Öyle günler oldu ki Çağdaş’la oturup “Acaba doğru mu yaptık?” diye düşündük. Bazen moralimiz bozuldu. Bazen ağladık. Bazen sinirlendik. Hatta bazen o kadar gerildik ki küçük şeyler bile büyüdü. Yani romantik gözüken “yeni bir hayata başlıyoruz” hikayesinin içinde gerçek hayat da vardı. Stres vardı. Belirsizlik vardı. İki kişinin aynı anda güçlü olmaya çalışması vardı. Birimiz düştüğünde diğerinin toparlaması gerekiyordu. Ama en zor taraflardan biri şuydu: Biz eski hayatımızı zaten kapatmıştık.


Karavan gitmişti. Ev boşalıyordu. İşimizi devrediyorduk. Yani biz artık geri dönüşü zor bir noktadaydık. Bir yanda eski hayatımız yoktu. Diğer yanda yeni hayatımıza açılan kapının ne zaman açılacağını bilmiyorduk. İşte o dönem bize en çok sabrı öğretti. Çünkü bazen hayatınızda yapabileceğiniz her şeyi yaparsınız, sonra sıra beklemeye gelir. Ve o bekleme kısmı en zor kısımdır.


Bugün dönüp baktığımızda iyi ki diyoruz. Çünkü o süreç bize sadece bir vize vermedi. Bize sabır verdi. Birlikte zorluk aşmayı öğretti. Ve belki de en önemlisi… Bir hayalin peşinden gitmenin sadece güzel manzaralar ve yeni başlangıçlardan ibaret olmadığını gösterdi.


Bazen bir hayale ulaşmak için önce uzun bir koridordan geçmeniz gerekiyor. Biz o koridordan geçtik. Şimdi sıra bu hikayeyi paylaşmakta. Çünkü biliyoruz ki D7 sürecine başlayan birçok kişinin aklından aynı cümle geçiyor:


“Acaba ben de yapabilir miyim?”

Biz yaptıysak… Siz de yapabilirsiniz. 🇵🇹


İpek & Çağdaş

 
 
 

Comments


bottom of page