Bavula sığmayan vedalar: Türkiye’den Portekiz’e giderken...
- Çağdaş Ulukan
- Jun 27
- 2 min read

Bazı ayrılıklar vardır… Giderken heyecanlanırsınız. Ama aynı anda içinizde küçük bir yer sessizce kırılır. Bizim Portekiz yolculuğumuz da tam olarak böyleydi.
Dışarıdan bakınca sadece bir ülke değiştirmek gibi görünüyor olabilir. Biz koca bir hayatı kapattık. 7 yıllık Bodrum hikâyemizi… Bazen insan bir yerde sadece yaşamaz. Oraya kök salar. Bizim için Bodrum böyleydi. Sabah kahvelerimiz, tanıdık sokaklar, deniz kokusu, kamp rotaları, ve dostlarımız… Kendi küçük dünyamızı kurmuştuk. Ve şimdi o dünyanın kapısını kapatıyorduk. En zor kısım eşyaları toplamak değildi. En zor olan insanların gözünün içine bakıp: “Biz gidiyoruz" demekti. Dostlarla vedalaşmak… Birlikte güldüğümüz insanlara sarılıp “artık başka bir ülkede olacağız” demek… Bunu anlatmak kolay değil. Çünkü bazı insanlar hayatınızın bir parçası olur. Mesafe girince azalacaklarını değil, aynı kalacaklarını bilirsiniz. Ama yine de o son kahveler, son yemekler, son sohbetler başka bir anlam taşır. Ailelerimizden ayrılmak… Bizce en ağır taraflardan biri buydu. Çünkü insan kaç yaşında olursa olsun, ailesinden uzaklaşırken içinde küçük bir çocuk kalıyor. Bir yandan “Yeni bir hayat kuruyoruz” diyorsunuz. Bir yandan içinizden bir ses: “Ya özlersem?” diyor. Ve evet, özledik.
Son gün geldiğinde ise geriye sadece birkaç büyük bavul kaldı. Komik olan şu ki, yıllarca “bir gün lazım olur” diye sakladığımız şeylerden vazgeçmiştik ama o bavulları hazırlarken sanki, bütün hayatımızı yanımıza almaya çalışıyorduk. 🙂 Bir insan gerçekten ne kadar eşya ile yeni bir hayata başlayabilir? Cevap: Sandığımızdan çok daha azıyla. Ama o bavulların içinde sadece kıyafet yoktu.
Cesaret vardı. Korku vardı. Heyecan vardı. Biraz gözyaşı vardı. Ve büyük bir hayal vardı.
Dostlarımız ve ailemizin desteği ile toparlandık, veda yemeklerine gittik, onlara sıkıca sarıldık. Canımız Aslı ve Osman, bize Bodrum’u yeniden sevdiren, kamplara gittiğimiz, hayatı paylaștığımız dostlarımız… Son anımıza kadar bizimleydiler. Onları çok çok seviyoruz…
Havaalanında son kez Türkiye’ye bakarken içimizden geçen şey şuydu: “Biz gerçekten bunu yapıyor muyuz?” Çünkü bazı kararlar ancak gerçekleşirken gerçek oluyor. O ana kadar plan yapıyorsunuz. Araştırıyorsunuz. Hayal ediyorsunuz. Ama bavulunuz elinizde, sevdiklerinize son kez sarılırken… İşte o zaman anlıyorsunuz. Yeni bir hikâye başlıyor.
Bugün Portekiz’de yeni hayatımızı kurarken geriye dönüp baktığımızda şunu biliyoruz: Bazen gitmek, geride bırakmak değildir. Bazen gitmek, kendinize verdiğiniz bir sözü tutmaktır. Biz bir hayalin peşinden gittik. Kolay olduğu için değil. İçimizden bir ses “denemelisin” dediği için. Ve belki de bu yüzden bu hikâyeyi anlatıyoruz. Çünkü bir gün siz de büyük bir kararın eşiğinde durabilirsiniz. Belki hayatınızı baştan kurarsınız. Ve o gün şunu hatırlarsınız: Yeni başlangıçlar bazen hüzünlü gelir.
Ama yine de güzeldir. 🇵🇹
İpek & Çağdaş



Comments